GNU Projesi Nasıl Başladı?-I

  |   Kaynak

GNU Projesi

İlk Yazılım Paylaşma Topluluğu

1971 yılında MIT Yapay Zeka Laboratuvarında çalışmaya başladığımda, yıl- larca varlığını sürdürmüş bir yazılım paylaşım topluluğunun bir parçası hali- ne geldim. Yazılımların paylaşılması özel topluluğumuzla sınırlı değildi; bu, bilgisayar tarihi kadar eskiydi, tariflerin paylaşılmasının aşçılık kadar eski ol- ması gibi. Ancak bunu çok iyi bir şekilde başardık. YZ Laboratuvarı, zamanın en büyük bilgisayarlarından biri olan Digital PDP- 10 için laboratuvar ekibi hacker’larının tasarladığı ve assembler dilinde yaz- dığı ITS (Uyuşmaz Zaman Paylaşımlı Sistem) olarak adlandırılan bir zaman paylaşımlı işletim sistemini kullanmaktaydı. Bu topluluğun bir üyesi, YZ la- boratuvar sistem hacker’ı olarak benim görevim, bu sistemi daha da geliştir- mekti. Yazılımımızı “özgür yazılım” olarak adlandırmadık çünkü o zamanlar bu te- rim yoktu ancak gerçekte bu özgür yazılımdı. Başka bir üniversiteden ya da firmadan insanlar programımızı almak ve kullanmak istedikleri zaman, buna memnuniyetle izin veriyorduk. Birinin pek bilinmeyen ve ilginç bir program kullandığını görürseniz, her zaman kaynak kodunu görmek istersiniz, böyle- ce kaynak kodunu okur, değiştirir ya da yeni bir program oluşturmak için, par- çalayıp başka şekilde birleştirirsiniz. Yaygın medyada “güvenlik kırıcısı”nı ifade etmek için “hacker”ın kullanılma- sı kafa karışıklığı yaratır. Biz hacker’lar bu ifadeyi kabul etmeyiz ve hacker’ın kelime anlamı olarak “Programlamayı ve bu konuda akıllı olmayı seven kim- se” tanımını kullanmayı tercih ederiz.

Topluluğun Çöküşü

1980’lerin başlarında PDP-10 bilgisayarının kullanımının sona ermesini ta- kiben YZ Laboratuvar topluluğunun çöküşüyle birlikte durum büyük ölçüde değişti. 1981 yılında, Symbolics firması YZ Laboratuvarındaki hacker’ların hemen hemen hepsini işten çıkardı ve bu topluluk dağıldı. (Steven Levy tarafından yazılan Hackers kitabı bu olayları anlatmaktadır ve ayrıca bu topluluğa iliş- kin açık bir tablo sunmaktadır.) YZ Laboratuvarı 1982 yılında yeni bir PDP-10 satın aldığında, yöneticileri, yeni makine üzerinde ITS yerine özgür olmayan bir zaman paylaşımlı siste- mi kullanmaya karar verdi. Bundan kısa bir süre sonra, Digital, PDP-10 serilerini devam ettirmedi. 1960’lı yıllarda seçkin ve güçlü olan mimarisi, 1980’lerde doğal olarak elve- rişli hale gelen daha büyük adres boşluklarına uzanamadı. Bu, ITS’i oluş- turan programların hemen hemen tümünün artık eskimiş olduğu anlamına gelmekteydi. Bu ITS’in sonu oldu ve 15 yıllık çalışma boşa gitti. VAX ya da 68020 gibi zamanın modern bilgisayarları kendi işletim sistem- lerine sahipti ancak bu işletim sistemlerinin hiçbiri özgür yazılım değildi: ça- lıştırılabilir bir kopya elde etmek için, bir gizlilik anlaşması imzalamanız ge- rekliydi. Bu, bir bilgisayarın kullanımındaki ilk aşamanın komşunuza yardım etme- meye söz vermeniz olduğu anlamına geliyordu. Bu duruma göre, bir top- luluğun işbirliği yapması yasaktı. Özel mülk yazılım sahipleri tarafından or- taya konan kural şuydu: “Komşunuzla bilgi paylaşırsanız siz bir korsansı- nız. Herhangi bir değişiklik isterseniz, bu değişikliğin yapılmasını bizden rica edin”. Özel mülk yazılım sosyal sistemi, yazılımı paylaşmanıza ya da değiştirme- nize izin vermeyen sistem, anti-sosyaldir, etik değildir, basitçe ifade edilirse yanlıştır, bu durum bazı okuyucular için şaşırtıcı olabilir. Ama toplumu bölen ve kullanıcıları çaresiz bırakan bir sistem hakkında başka ne söyleyebiliriz? Bu fikri şaşırtıcı bulan okuyucular bu özel mülk yazılım sosyal sistemini ve- rildiği gibi almış olabilir ya da özel mülk yazılım işlerinin önerdiği şekilde de- ğerlendirebilir. Yazılım yayıncıları, insanları, bu konuya yönelik tek bir ba- kış açısı olduğuna inandırmak için uzun ve zorlu bir çalışma yürütmüşlerdir. Yazılım yayıncıları “haklarını” “almak” ya da “korsanlığı durdurmak” hak- kında konuştukları zaman, gerçekte “söyledikleri” şey ikincil öneme sahip- tir. Bu ifadelerin gerçek mesajı, ifade edilmeyen varsayımlardadır; insanla- rın üzerine kafa yormadan bunları kabul etmesi beklenmektedir. Şimdi bun- ları inceleyelim.

Yapılan varsayımlardan biri şudur: Yazılım firmaları yazılımı sahiplenme ve tüm kullanıcıları üzerinde güce sahip olma gibi sorgulanamayan doğal bir hakka sahiptir (Bu doğal bir haksa, o zaman topluma ne kadar zarar verdiği önemli değildir, buna karşı koyamayız). Amerikan Anayasası ve yasal gele- neği bu görüşe karşı çıkmaktadır; telif hakkı doğal bir hak değildir ancak telif hakkı kullanıcıların doğal kopyalama hakkını sınırlandıran ve hükümet tara- fından dayatılan yapay bir tekeldir. İfade edilmeyen başka bir varsayım, yazılım hakkındaki önemli tek şeyin size hangi işleri yapmaya izin verdiğidir, biz bilgisayar kullanıcılarının ne tür toplu- luklara sahip olmaya izinli olduğumuza aldırmamalıyız. Üçüncü bir varsayım, bir firmaya programın kullanıcıları üzerinde güç sun- mazsak, kullanılabilir bir yazılıma sahip olmayacağımızdır (şu ya da bu belir- li işi gerçekleştiren bir programa asla sahip olamayacağımızdır). Özgür Ya- zılım Hareketi’nin üzerlerine zincir vurmadan da çok sayıda yararlı yazılım üretebileceğini göstermesinden önce bu varsayım uygunmuş gibi görünmüş olabilir. Eğer bu yaklaşımları kabul etmeyi reddedersek ve bu konuları basit bir sağ- duyu ile, kullanıcıları öncelleyerek irdelersek, çok farklı bir sonuca varırız. Bil- gisayar kullanıcıları, ihtiyaçlarına uygun olması için programlarını değiştirme ve yazılımlarını paylaşma konusunda özgür olmalıdır çünkü diğer insanlara yardımcı olmak toplumun temelidir.

Yalın Ahlaki Seçim

Topluluğumuzun sona ermesiyle, daha önceki gibi devam etmek mümkün de- ğildi. Bunun yerine, bir yalın ahlaki seçimle karşı karşıya geldim. Kolay seçenek özel mülk yazılım dünyasına katılmak ve gizlilik anlaşmaları imzalamak ve hacker arkadaşlarıma yardımcı olmamaya söz vermekti. Muh- temel olarak ben de bu gibi anlaşmalara uygun olarak hazırlanan yazılımlar geliştiriyor olacaktım, böylece diğer insanların da hacker arkadaşlarına iha- net etmesine ilişkin baskıyı arttıracaktım. Bu şekilde para kazanacaktım ve belki de kod yazmaktan da zevk alacaktım. Ama iş hayatımın sonunda, insanları bölmek için duvarlar inşa ettiğim yılları görecek ve yıllarımı dünyayı daha kötü bir yer haline getirmekle geçirmiş ol- duğumu fark edecektim. Birileri yazıcımıza ait kontrol programı için kaynak kodunu bana ve MIT YZ la- boratuvarına vermek istemediğinde, bir gizlilik anlaşmasının alıcı ucunda ol- duğumu anladım (Bu programdaki belirli özelliklerin olmaması yazıcının kul- lanımını bozmaktaydı). Bu nedenle, bu gibi anlaşmaların masum olduğunu kendime söyleyemem. Yazıcı programı benimle paylaşılmayınca çok sinir- lendim; vazgeçip, arkamı dönüp ben de aynı şeyi bir başkasına yapamazdım.

Kolay olan ancak hoş olmayan başka bir seçenek bilgisayar alanını tama- men bırakmaktı. Böylece yeteneklerim kötüye kullanılmamış olacaktı ama boşa harcanmış olacaktı. Bilgisayar kullanıcılarını bölme ve sınırlama ko- nusunda suçlanmayı hak etmeyecektim ama bu, bir şekilde gerçekleşecek- ti. Bu nedenle, bir programcının iyi birşeyler yapabilmesi için bir yol aradım. Kendi kendime, bir topluluğu yeniden mümkün hale getirebilecek bir prog- ramı yazıp yazamayacağımı sordum. Yanıt açıktı: İlk olarak ihtiyaç duyulan şey bir işletim sistemiydi. İşletim sis- temi, bir bilgisayarın kullanılabilmesi için gerekli yazılımdı. Bir işletim siste- miyle, birçok şey yapabilirsiniz ancak işletim sisteminiz olmazsa, bilgisayarı çalıştıramazsınız. Özgür bir işletim sistemiyle, yine işbirliği yapan bir hacker topluluğumuz olabilir ve herkesi bu topluluğa katılmaya davet edebiliriz. Ve herkes, arkadaşlarını mahrum etmeden bir bilgisayarı kullanabilir. Bir işletim sistemi geliştiricisi olarak, bu iş için doğru yeteneklere sahiptim. Bu nedenle, hak ettiğim başarıyı elde edebileceğimi düşünmesem de, bu iş için seçilmiş kişi olduğumu düşünüyordum. Sistemi Unix ile uyumlu olacak şekilde seçtim, böylece sistem taşınabilir bir sistem haline geldi ve böyle- ce Unix kullanıcıları kolayca bu sisteme dönebildi. Hacker geleneğini taki- ben GNU ismi seçilmişti. Bir işletim sistemi, yalnızca diğer programları çalıştırmak için yeterli olan bir öz anlamına gelmemektedir. 1970’lerde, her işletim sistemi, komut işlem- cilerini, assembler’ları, derleyicileri, yorumlayıcıları, hata ayıklama birimle- rini (debugger), metin düzenleyicilerini ve çok daha fazlasını içermekteydi . ITS’te, Multics’te, VMS’te ve Unix’te bunlar vardı. GNU işletim sistemi de bunları içerecekti. Daha sonra Hillel’e atfedilen şu sözleri duydum: “Ben kendim için değilsem, benim için olacak kimdir? Ben yalnızca kendim içinsem, ben neyim? Şimdi değilse, ne zaman?” GNU Projesi’ni başlatma kararı benzer bir ruhu esas almaktadır. Bir ateist olarak, dini liderleri izlemiyorum ama bazen dini liderlerden birinin söylediği bir sözü beğendiğimi fark ediyorum.

Bu yazı dizisi  "EMO" tarafından basılan Richard Stallman'ın "Özgür Yazılım,Özgür Toplum" kitabından alınmıştır.

Comments powered by Disqus